CERRAHİ
Hymenoplasti, yaygın olarak bilinen adlarıyla kızlık zarı onarımı veya kızlık zarı dikimi, çeşitli nedenlerle (cinsel ilişki, travma, mastürbasyon vb.) hasar görmüş veya yırtılmış olan hymen (kızlık zarı) dokusunun ce…
Hymenoplasti, yaygın olarak bilinen adlarıyla kızlık zarı onarımı veya kızlık zarı dikimi, çeşitli nedenlerle (cinsel ilişki, travma, mastürbasyon vb.) hasar görmüş veya yırtılmış olan hymen (kızlık zarı) dokusunun cerrahi yöntemlerle onarılması işlemidir. Bu prosedür, tıbbi bir gereklilikten ziyade, neredeyse tamamen kültürel, etnik ve toplumsal beklentiler nedeniyle tercih edilmektedir. Operasyonun temel amacı, ilk cinsel ilişki sırasında sosyolojik olarak beklenen kanamanın yeniden sağlanmasıdır.
Hymen (kızlık zarı), vajina girişinden ortalama 1.5 ila 2 cm geride yer alan, zarsı ve ince bir mukoza katlantısıdır. Vajinayı çepeçevre iç kısımdan sararak içeri doğru bir çıkıntı oluşturur ve vajina iç duvarını fiziksel olarak kısmen daraltır.
Normalde vajina, doğum esnasında 10 cm çaplı bir bebeğin başının geçişine izin verecek kadar muazzam düzeyde genişleyebilen elastik bir yapıya sahiptir. Ancak hymen dokusu, vajinanın aksine genişleme özelliğine sahip olmayan veya esneme yeteneği çok kısıtlı olan narin bir yapıdır.

Kızlık zarının yapısı her kadında standart değildir ve doğuştan gelen birçok farklı anatomik çeşidi vardır. Bu morfolojik çeşitlilik, ilk cinsel ilişkideki kanama durumunu da doğrudan etkileyen bir faktördür. Başlıca hymen tipleri şunlardır:
Hymen (kızlık zarı), narin yapısı nedeniyle sadece cinsel ilişkiyle değil, farklı nedenlerle de hasar görebilir. Başlıca hasar nedenleri arasında penetrasyon (giriş) içeren cinsel ilişki, bölgeye gelen sert bir travma (düşme, çarpma, bisiklet kazası), mastürbasyon (vajinaya parmak veya obje sokulması) veya nadiren de olsa jinekolojik muayene gibi vajinaya olan girişimler sayılabilir.
Kızlık zarı, tıbbi anlamda hayati bir fonksiyona veya öneme sahip olmamakla beraber, hasar görmesi (veya görmemesi) asılen kültürel ve etnik sebeplerle önemlidir. Toplumumuz da dahil olmak üzere birçok toplumda, düğün gecesi yaşanan ilk cinsel ilişkide oluşan kanama, bekaretin bir kanıtı olarak önemli kabul edilmektedir.
İlk cinsel ilişkide kanama olmaması, ne yazık ki bazen çiftler arasında büyük sosyal problemlere ve güvensizliklere sebep olabilmektedir. Bu durum, kadını daha önce cinsel ilişki yaşamadığını ispatlama çabasına sokabilmektedir.
Ancak, ilk cinsel ilişkiye rağmen kanamanın olmaması, her zaman daha önce bir cinsel birleşme yaşandığı anlamına gelmez. Toplumda yaygın olan kanının aksine, kanayan aslında hymen dokusunun kendisi değildir. Kızlık zarı, kan damarlarından oldukça fakir (az kanlanan) zarımsı bir yapıdır. Kanama, cinsel ilişki sırasındaki penetrasyonla zarın “kaide” denen vajina duvarı ile olan bağlantı yerine kadar derin bir şekilde yırtılması sonucu meydana gelir. Asıl kanayan, hymen değil, altındaki ve çevresindeki kan damarlarınca zengin olan vajen duvarı dokusudur.
Bu anatomik gerçeğe bağlı olarak, bazı durumlarda ilk ilişkiye rağmen kanama görülmeyebilir:
Hymenoplasti operasyonları, yukarıda belirtilen toplumsal ve kültürel beklentiler nedeniyle, ilk cinsel ilişkide “beklendiği gibi” kanamanın gerçekleşmesini sağlamak amacıyla yapılır. Bu operasyon, kadının geçmişte yaşadığı bir cinsel ilişki, travma veya kaza sonucu hasar gören kızlık zarını onararak, sosyolojik olarak beklenen “ilk gece kanaması” durumunu yeniden oluşturmayı hedefler. Bu, tamamen hastanın sosyal kaygılarını gidermeye yönelik, kişisel tercihine bağlı bir cerrahi onarımdır.

Kızlık zarı onarımı, hastanın ihtiyacına ve planlanan cinsel ilişki tarihine göre (eğer biliniyorsa) iki farklı teknikle yapılabilir:
Kızlık zarı dikimi operasyonu, cerrahi bir işlem olmasına rağmen genellikle basit, kısa süreli ve düşük riskli bir prosedürdür. İşlem, hastanın tercihine göre lokal anestezi (sadece bölgenin uyuşturulması) veya hafif sedasyon (uyku hali) altında, klinik ortamında gerçekleştirilebilir. İşlem süresi uygulanan tekniğe (geçici veya kalıcı) göre 15 ila 45 dakika arasında değişebilir.
İşlem sonrası hasta genellikle hastanede yatış gerektirmeden hemen günlük hayatına dönebilir. Özel bir pansuman gerektirmez. Doktorun önerdiği hijyen kurallarına (bölgeyi temiz ve kuru tutmak) uymak ve bir süre enfeksiyon riskine karşı denize, havuza girmemek yeterlidir. Kalıcı onarım sonrası atılan dikişler genellikle kendiliğinden erir ve alınmasına gerek kalmaz.
Sizi Arayalım ?Kişisel durumunuz için yüz yüze değerlendirme en doğru yaklaşımdır. Arayabilir veya WhatsApp’tan yazabilirsiniz.
Bu sitenin web tasarım işleri Dainew tarafından yapılmaktadır.